
Posted by Sait Ciya (akt.) on 21/11/2009, 23:41:07, in reply to "KIRIMDAN 70 YIL SONRA"
İsyan mı vardı?
Dersimliler Elazığı mı işgal etmişti?
Ordu kurup Erzincanı mı kuşatmışlardı?
Dersimliler köylerinde, kasabalarda tarımla, hayvancılıkla, küçük çaplı ticaretle uğraşıyorlardı.
Tarihsel arka plan unutulmadan, olan tek şey Dersimin Ne mutlu Türküm diyene, daha doğrusu Ne mutlu Türk ve müslümanım diyene çerçevesinin içine katılamamasıdır.
Kanun 36nın başında çıktı, genel saldırıyı 37nin baharında başlattılar.
Bu süre icinde Dersimin adını değıştirip Tunceli Vilayeti diye yeni bir bölge oluşturdular. Tunceli Vilayetinin idari sınırları, Dersim Soykırımınin da sınırları anlamına geliyordu. Bütün yetkilerle donatılmış(öldürme-sürgün-yasak bölge) Korgeneral Abdullah Alpdoğanı Tunceli Vilayetine atadılar.
Tunceli Kanunu daha önce izlenen Umum Müfettişlik uygulamasını aşan, farklı, eskiye göre tamamen yeni bir aşamadır.
Umum Müfettişlikle bölge denetim altına alınıp, Zazalar ve Kürtler zaman içinde Türklük içinde eritilmek isteniyordu.
Tunceli Kanunu Dersimin tamamen ortadan kaldırılması, yok edilmesi anlamına gelir. Değişen sadece Dersimin adı değildi. Dersimi her şeyi ile haritadan silmek istiyorlardı.
Soykırımı Tunceli Kanunu ile karara bağladılar. 4 Mayıs 1937de Atatürkün başkanlığında yapılan toplantıda başlama emir verildi.
4 Mayısa kadar hazırlıklar yapıldı. Yol ve köprüler yaparak askeri hareketin alt yapısını hazırladılar. Elazığa, Erzincan a asker yığdılar. Bölgenin ayrıntılı haritasını çıkardılar (dağları, geçiş ve bağlantı noktalarını, su kaynaklarını, muhtemel sığınma yerlerini
tespit ettiler). Askeri karakollar kurdular. Gazeteci, tüccar kılığında Dersimi köy köy dolaşıp aşiretlerin birbirleriyle ilişkilerini, dostluk ve düşmanlıklar ve benzeri konularda bilgi topladılar. Aşiretleri birbirine karşı kışkırttılar. Para ve mevki dağıtarak çok sayıda insanı kendine bağladılar. 4 Mayısta yapılan toplantıda paraya acımaksızın mümkün olduğunca çok sayıda insanı kendimize bağlamalıyız kararını da almışlardı.
Silah topladılar. Birinci Dünya Savaşında Dersimlilerin eline geçmiş silahların çoğunu topladılar. Türk ordusu bölgeyi boşaltıp Malatya-Sivas hattına çekildiğinde, Dersimliler bu silahlarla bölgeyi Rus işgaline karşı savunmuşlardı.
Abdullah Alpdoğan köy köy dolaşıp ileri gelenlerle görüşmeler yaptı. Dersimliler silahlarını teslim ederlerse, devletin Dersime karışmayacağını, herkese iş verileceğini, devletin değiştiğinin propagandasını yapıyordu. Küçümsenmiyecek bir kesim bu propagandaya inanıp silahlarını teslim etdi.
Dersim ileri gelenlerinin önemli bir bölümü devlete güvenilmemesi gerektiği, bunun bir plan olduğu, saldırı için hazırlık yapıldığını söylüyordu. Ama isyanı andıracak herhangi bir gelişme yoktu.
Dersimliler yol, köprü ihaleleri alıyor, bu işlerde çalışıyorlardı. Öyleki anlatılanlar doğru ise Dersim önderlerinden Usê Seydi dahi bir köprü ihalesi almıştı.
Dersim liderleri endişeli idiler.
Devletin yeni politikasını anlamaya çalışıyorlardı.
500 yıldır uzak durdukları sistem içlerine giriyordu. Özgürlük adım adım ortadan kalkıyordu.
Yine de bırakalım isyanı, genel bir direnis eğilimi dahi yoktu.
Karakol baskını, köprü yakılması Türk Savaş Kurmayının bilinçli bir provakasyonudur. Kadınlara saldırılarak Dersimlileri cevap vermeye zorlamışlardır.
Ama bu bir isyan değildir.
Saldırıya uğrayan aşiretin bir bölümünün kendini savunmasıdır.
Genel saldırıyı başlattıklarında Batı Dersimde Abasu ve Bextiyaru aşiretlerinin bir bölümü hariç öteki aşiretler direniş göstermemişlerdir. Doğu Dersimde direniş Demenu ve komşu aşiretlerin bir bölümünün direnişinden ibarettir.
Dersimliler devletin yeni politikasını kavramamışlardı.
Geçmişte olduğu gibi bazı aşiretlere saldırıyla yetineceklerini düşünüyorlardı.
Köyler yakılmakta, insanlar toplu olarak öldürülmekte, saldırıya uğramayanlar işbirliği yapmasalar da, tarafsız kalarak saldırının hedefi haline gelmeyeceklerinin hesabı içindedirler.
Kısacası isyanı andıran bir gelişme yoktu.
37de ağırlıklı olarak Doğu Dersimde hareket yürütüldü. 38de tüm Dersim hedef halindeydi.
Artık aşiretler arasında ayrım yapılmıyordu. Soykırımı gösteren en önemli olgu direnişe katılmamış, hatta işbirliği yapmış aşiretlerinde toplu olarak öldürülmesidir. Devletin kendilerine karışmayacağını düşündükleri için köylerinden çıkmayanlar toplanıp köy meydanlarında, dere kenarlarında toplu olarak öldürülmüşlerdir. Soykırım öylesine katı ve sınırsız yürütülmüştürki para verip çalıştırdıkları dahi canlarını kurtaramamıştır.
Soykırım tüm ayrıntılarıyla önceden planlanıp hazırlanmıştır. Mesela evlerin nasıl daha hızlı ve kolay yakılabileceğini gösteren bir kitap Elazığda Turan Matbaasında bastırılip askerlere dağıtılmıştır. Naziler de hızlı ve az maliyetli ölüm için Gaz Fırınlarını bulmuşlardı.
Onbinlerce sivil insanın öldürülmesi, onbinlerce insanın sürgün edilmesi soykırımdır.
Karar Tunceli Kanunu ile alınmıştır.
Uygulaması 37-38de yapılmıştır.
Tunceli Kanunu soykırımın kanunudur.
Dersim Soykırımı kanunla ilan edilmiş soykırımdır.
Tunceli Kanunu, Türk hukukunun dışında özel kanundur.
Ankarada. İstanbulda, hatta Diyarbakırda uygulanan hukukun dışında ayrı bir hukuktur.
Zaten Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Dersim sömürge gibi yönetilmelidir demiştir.
Dördüncü Umum Müfettiş de olan Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğanın yetkileri, Türk Meclisinin de üstündeydi. Tüm yetki, karar, uygulama Genel Kurmay adına Alpdoğanın elindeydi.
Alpdoğanın sahip olduğu yetkiler İngilizlerin, İspanyolların sömürge valilerinde dahi yoktu.
Cumhuriyet tarihinde ne böyle bir kanun ve ne de bu kapsamda bir kırım yoktur.
Tunceli Kanununa benzeyen tek olgu İttihat ve Terakkinin Ermeni techiridir.
Bunun adı soykırımdır.
Dersim yasak bölge ilan edilmiş, onbinlerce insan öldürülmüş, onbinlercesi sürgün edilmiş, küçük bir azınlıkda başlarına karakollar kurularak yaralı, aç, korku içinde yaşamaya mecbur edilmiştir.
Dersim Soykırımının kollektif sorumluluğu TCye aittir.
Önde gelen sorumlular Atatürk, İnönü, Celal Bayar, Fevzi Çakmak, Abdullah Alpdoğan ve öteki siyasi-askeri liderlerdir.
1988de Tercüman Gazetesinde yayınlanan röportajında Celal Bayar, Atatürkün Dersimde tatbikatlara katıldığını, milisleri, ajanları isimleri ile tanıdığını söylemiştir. Aynı röportajda, Atatürkün , Dersimi vurun, sorumluluk bana aittir dediğini de söylemişti.
Soykırımın ortaklarını da unutmamamız gerekiyor.
Baş ortak Türk komunistleridir.
Türk Komunistleri Dersim Soykırımını büyük bir şevkle desteklemişlerdir. Zamanın kapitalist ülkeleri sessizce izlerken, Komuntern, Kemalist rejim gericiliği boğuyor diye politik destek vermişdir.
Türk komunistleri, onların her türden mirasçıları da Dersimden özür dilemelidirler.
Neden Dersim?
Tarihsel arka plan Dersimin Osmanlının doğuya doğru yayılmasına katılmaması, direnmesidir.
Dersimin aynı şekilde Ermenileri koruması, soykırıma ortaklık etmemesi suç olarak görülmüştür.
Cumhuriyet döneminde de Dersim Türk ırk sistemine dahil edilememiştir.
Dersim 1920den 38e kadar de facto özerkliğini tüm zorluklarına rağmen koruyabilmiştir.
50
Responses: