
Posted by EVRİM ALATAŞ -akr on 21/7/2009, 19:02:33
F-16'lar ve sloganlar
EVRİM ALATAŞ
19/07/2009
Radikal Gazetesi
Yürüyüş saati yaklaştıkça gürültü artıyor. Şehrin üzerinde tur atıyorlar. Peki ya bir F-16 kaç paraya kalkar, niye kalkar, böyle milletin üstünde uçarak nereye varır diye soran olmaz mı?
Bazen olurdu, mesela beş insan hakları aktivisti postaneye gider, cumhurbaşkanı veya başbakana mektup gönderir, F tipi cezaevlerinin kapatılmasını ya da işkencenin son bulmasını isterdi. Fakat ne bu hadiseyi izleyen gazeteciler “haber değeri taşır” bir şey görürlerdi ne de o mektupların yerine ulaşıp ulaşmadığı hususunda bir bilgi edinilirdi. Zaten eylemi yapanlar da cumhurbaşkanını elinde açılmış zarf ile pek tasavvur etmezlerdi. İşte böyle bir şey oldu barış kelimesi. Demode, sıkıcı, yalancı, dilendirici ve velhasıl “üfff amaaan”lık bir şeye dönüştü. Şimdi PKK ateşkes sürecini 1 Eylül’e yani Dünya Barış Günü’ne kadar uzattığını açıklarken, insan ister istemez kıvranıyor yerinden. Bunca “tüketilmiş” kavram biraraya gelince ne olur?
Dersim’de Emniyet Müdürlüğü’nün şehrin girişine astığı “Gülümseyin, Tunceli’de güvendesiniz” yazısını gören herkes gülümsüyor. Her kim yapmışsa bunu, bence zekice... Hakikaten gülümsetiyor. Kürt meselesinin çözümü hususunda karşılıklı “örtülü müzakereler” sebebiyle dağlarda yazıların silineceğine olan inanç ve coşkumuz, komando imzalı “Her an hazırız” sloganına takılıyor. “Neye hazırsınız, niye hazırsınız, ne oldu ki” soruları, askeri binalarda aynaların üzerine yazılı “üstünü düzelt” komutu kadar manasız ve yersiz duruyor.
Sonra Diyarbakır’da 15 Temmuz günü yürüyüş düzenleyeceğini açıklıyor DTP. Aynı gün PKK de ateşkesi uzatıp uzatmayacağını açıklayacak. DTP’nin aracı “Kîne em” yani “biz kimiz” adlı meşhur Kürtçe şarkıyı çalarak dolaşıyor. Çocuklar zafer işareti yaparak aracı selamlıyor. Bir hadise çıksa, taş atıp ömür boyu hapis cezası alacak potansiyeli temsil ediyorlar. Araçtaki ses, F-16’lardan geriye kalan sessizlikte duyuluyor. Bir saat içinde tam 20 tane F-16 sayıyorum. O kadar gürültülü uçuyorlar ki! Balkonun hemen önünden geçiyorlar. Bir yaşındaki yeğenim her seferinde annesine yapışıyor. Öyle alçaktan geçiyorlar ki, çok hızlı olmasalar el sallayıp “gelin çay içelim, bir mola verin” diyeceğim. Kaçak çayımızı içerken, yürüyüş için gelen DTP milletvekili Hamit Geylani, Mersin’de kendilerine çay verilmemesi hadisesini anlatıyor. Genç işletmeciye “Ama burası kamu alanı, bize çay vermemen suç, bura kapatılır” dediğini, onun da gayet net bir biçimde “Kapatılırsa kapatılsın” cevabını verdiğini...
F-16’lar uçmaya devam ediyor. Yürüyüş saati yaklaştıkça gürültü artıyor. Şehrin üzerinde tur atıyorlar. Peki ya bir F-16 kaç paraya kalkar, niye kalkar, böyle milletin üstünde uçarak nereye varır diye soran olmaz mı? Geçen yıl Newroz kutlamasının yapıldığı alanın üstünde de uçmuştu üç F-16. Tabii nereden bilsin Kanal D muhabiri... “Coşkuya katıldılar” diye verdi haberi. Haber değeri taşır bir unsur bulmuştu bulmasına da, yanlış bulmuştu.
Sonra tabii DTP’nin önünde onbinlerce kişi toplandı. Yürüyüş yaptılar. Ateşkese karşılık verilsin, barış olsun diye. PKK de 1 Eylül’e kadar bu süreyi uzattığını açıkladı. Başka bir açıklama daha yaptı. Bu ateşkes süresinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 84 operasyon yaptığını, hava saldırısı ve sıcak temasın 75 olduğunu, 38 kişinin yaşamını yitirdiğini...
Kısa yazının kısa sözü: Böyle rakamlar, istatistikler, uçaklar ve sloganlar arasında gelecek bulmaya çalışıyoruz. Ama Hakkari’de 19 yaşındaki Rojhat, bir askerin kızı Pelin ile kaçıp Kuzey Irak’a gidiyor. Orada evleniyor. Tavuklarımız yakılan köylerle yok olsa da birbirine karışıyor çocuklarımız
40
Responses: