
Posted by Cemal A. Kalyoncu-Basindan on 5/8/2009, 19:14:32, in reply to "Perinçek’in son eri! Soner Yalçın "
İlginç olan Soner Yalçın ile Perinçek arasındaki yukarıdaki karşılıklı yazışmaları, Yalçın’ın sahibi olduğu odatv’de aramaya koyuluyoruz. Ancak ilgili yazıları sitede bulmak ne mümkün. Yalçın’a soruyoruz, cevabı ‘sitenin deposu dolduğu için arkadaşlar bazı haberleri silmişler.’ oluyor. Silinecek başka haber kalmamış gibi bu seçilmiş. Ertesi gün bakıyoruz, ‘Doğu Perinçek, Uğur Mumcu’nun kemiklerini sızlattı!’ haberi yeniden konmuş siteye.
15 sene önce faili meçhulleri, JİTEM’i ilk yazan olduğunu iddia eden Soner Yalçın, ortada Ergenekon diye bir şey olmadığını düşünüyor bugün. Ergenekon’a inanmamanın kendisine yüklediği görev anlayışı ile olsa gerek, bir yandan mahkemelik olduğu Perinçek’e dair yazılar yazarken geçmişi de hatırlıyor sanki. ‘Bir inanmış adam: Doğu Perinçek’ yazısının giriş cümlesinde şöyle yazıyor mesela: “Evet, çok insanın günahını almıştır. Kafasındaki komplolara inanmış; karşı çıkanlar karşısında cellât kesilmiştir. Keza kuşkuculuğu paranoyaya dönüştürmüştür.” Yazının tarihi 4 Nisan 2008. Yani Perinçek’in tutuklanmasından 10 gün sonra.
Neyse, bunu da geçelim!
Artık asıl konumuza dönelim. Sağlık meslek lisesini bitiren Soner Yalçın, yazları belediyelerde sünnetçilik yaptı. 1987’de 2000’e Doğru’da gazeteciliğe başladı. Çorumlu hemşehrisi, zamanın MGK Genel Sekreteri, sonradan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi ile görüştükten sonra hayatı değişti. Zaten kendisi için Aydınlık Dergisi de, MİT’te bir kanadı temsil eden Mikdat Alpay’ın ekibinden olduğunu yazmıştı. Ergenekon tutuklusu Ergun Poyraz tarzında çalıştığını iddia edenler de vardı. ‘Soner Yalçın sadece ölüler hakkında yazar’ deniyordu. Çünkü ölülerin tekzip etme imkânları yoktu onlara göre.
Kendisi hakkında Ankara ve Aydınlık’taki çevresi ‘dezenformasyonun efendisi’ yakıştırmasını yapıyordu. Birlikte yazdıkları ve MİT’çi Hiram Abas’ı anlatan ‘Bay Pipo’ kitabının geliri yüzünden de Doğan Yurdakul’la araları da, şimdilerde Yalçın’ın sahibi olduğu odatv portalında beraber olsa da epey süre bozulmuştu. Onunla ilgili söylenenlerden biri de yalan yanlış, ilgisi olmayan insanları suçluyor olmasıydı.
Hatta Vikipedi’deki Soner Yalçın maddesinin altında ‘Meşhur Maliye Nazırı Mehmed Cavid Bey’in torunu’ bilgisi yazılıydı. Bu iddiayı Yaşar Kaya da birkaç yazısında gündeme getirmişti. Yalçın için artık ‘Yandaş Ergenekon’ yakıştırması da yapılıyordu.
Evet, çok az bir araştırma sonucunda Hüseyin Soner Yalçın’la ilgili karşımıza çıkan ilk bilgiler bunlardı. Bunlardan yola çıkarak bir Soner Yalçın portresi pekâlâ yapabilirdik. Ama o zaman Soner Yalçın durumuna düşerdik. Zira Soner Yalçın, aklına ilk düşenlerle yola çıkar, iddialarını kuvvetlendirecek delil peşinde koşmazdı. İnternet sitesinde haberlere attığı başlıkları ile haberlerinin çapının aynı olmaması da bunun önemli bir delili idi. Kafamızdaki kurguya denk düşsün yeterdi. Yazıları ve kitapları için yapılan en önemli eleştiri de buydu. Teşkilatın İki Silahşoru, MİT’i iyi bilen biri olan Mehmet Eymür tarafından yerden yere vurulmuştu: “Sayısız maddi hatalar, hiçbir kanıtı olmayan isnatlar ve hayal ürünü komplo teorileriyle dolu ‘Bay Pipo’yu ‘Türk İstihbaratının Alternatif Tarihi’ olarak tescil ettirdikten sonra şimdi de bir ruh hastasının anlatımlarını yakın tarihimizin perde arkasında kalmış olayları diye Türkiye’nin tarihine mal edecek.”
Efendi 1, Efendi 2, hangi kitabını alsanız hep aynı mantıkla örülmüştü satırlar. Efendi 2’de benim de tanıdığım, aslen Kırımlı bir hemşerimi, kuşku uyandıracak şekilde Sabataycı ilan etmesinden biliyordum bu tarzını.
Biz hem araştırdık, hem yukarıda yer alan bazı iddiaları kendisine sorma yolunu seçtik. Demeç vermediğini söyleyip iddiaları yalanladı. Özeli ile ilgili ise “sünnetçi” iddiasına karşılık “Sünnetçi de olduk ya!” deyiverdi. Hâlbuki onun kitaplarında ne çok kişi Sabataycı olmuş, ne çok kişi başka dine geçmişti; belli ki o bunların farkında değildi, ya da…
Neyse, geçelim!
Peki kimdi aslında Soner Yalçın?
Gazeteciliğe 1987’de başlayan Hüseyin Soner Yalçın, Cemile Hanım ile Mehmet Ali Bey’in oğlu olarak 1 Ocak 1966’da Çorum’da dünyaya gelmişti. Ya da nüfus idaresine o tarihte kaydı yapılmıştı. Annesi rahmetli Cemile Hanım’ın baba tarafı Erzincan Tercanlı idi. Mehmet Ali Yalçın’ın geçmişi ise Horasan’a uzanıyordu. Çorum’a yerleşmişti aile. Mehmet Ali Bey’in babası, yani Soner Yalçın’ın dedesi Beşiktaş Mevlevi Tekkesi’nden Zeynel Abidin diye bir zatın kızı ile evlenmişti.
Cemile Hanım ev hanımı idi. Mehmet Ali Yalçın ise gıda üzerine ticaretle meşgul oldu.
Hüseyin Soner’in hayatı Çorum-Ankara-İstanbul arasında geçti. Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, İsmail Beşikçi, Derviş Günday gibi isimlerin yetiştiği Çorum, 12 Eylül 1980 darbesine hazırlık için, bir benzerleri Maraş ve Sivas’ta meydana gelen/getirilen Alevi-Sünni çatışmalarının yaşandığı yerlerden biri olarak hafızalara kazındı. İlki 28 Mayıs 1980’de patlak veren olaylar 4 Temmuz 1980’de kanlı hadiselerle zirve yaptı. Bu hadiselerden sonra merkezden çok sayıda aile Çorum’dan göç etmişti.
Üniversite eğitimine Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde başlayan Soner Yalçın, tıp fakültesindeki eğitimini tamamlayamadan okuldan atıldı. Sonra idari bilimler konusunda yüksek tahsile karar verdi. Gazeteciliği sevmesine rağmen neden gazetecilik okumadığına “Okul araçtı bizim için, amaç değil” cevabını veriyordu.
1987’de, 21 yaşında iken 2000’e Doğru’nun kapısını çaldı. Kabul gördü. Ekipte Aydınlıkçı olmayan tek kişi olduğu vurgusunu yapıyordu. Ankara bürosunda uzun süre muhabirlik yaptı. Perinçek, Genel Yayın Yönetmeni, Hasan Yalçın da Ankara Temsilcisi idi 1990’larda. Derginin haber müdürü, bugün Ergenekon’da tutuksuz sanık olan Serhan Bolluk, bir başka Ergenekon tutuklu sanığı Adnan Akfırat da özel haber müdürü idi. Ergenekon’daki bir başka isim Hikmet Çiçek’le Ankara’da beraber çalıştı Yalçın. Ersever’in İtirafları ve Behçet Cantürk’ün Anıları’nı yazarken kendisine en büyük yardımı, 7 yıl beraber çalıştığı Çiçek’in yaptığını söylüyordu. Dergide daha çok “DYP’nin gündeminde artık erken seçim yok” tarzında sıradan siyasi, kısmen de Alevi haberleri yazan Soner Yalçın, 6 Mayıs 1990’da Ankara İstihbarat Şefliğine getirildi.
2000’e Doğru, o zaman Ankara İstihbarat Şefi olan Yalçın’ın ifadesi ile 1989–93 arasında PKK’nın propaganda yayını gibi çıktı. Derginin yayına başladığında kapak dosyaları genellikle bugünkü gibi, her zaman işlediği konulardı: Polis, tarikat vs vs.
Derginin adı 5 Ağustos 1990’da Yüzyıl olarak değiştirildi. Ekibin, bu dönemde, Soner Yalçın’ın da belirttiği gibi PKK’ya destek niteliğindeki yayınları dikkat çekiciydi. Bir haberden dolayı, 4 Eylül 1990’da öldürülen eski müftü, derginin de köşe yazarlarından Turan Dursun’un cenaze töreninden sonra Soner Yalçın ve birkaç kişi gözaltına alındı. Yalçın burada işkence gördü. Ailesi de işin içine karıştırıldı. Bu olay, hayatındaki kırılma noktası oldu. Ailesi ile ilgili hiçbir şey konuşmamaya orada karar verdi. Hayata bakışı değişmişti adeta.
39
Responses: