
Posted by BIZ VE KADERIMIZ on 1/9/2009, 1:33:24
H. Ç.: Devletle iliskisi nasil?
K. A.: Milan Asireti Dêsim´e zaten silahli gelmis. Devletle arasi çok iyi. Zaten ötedenberi
devletin bu asirete verdigi bir destek var. Dêsim´in en iyi arazisini devlet bu asirete vermis.
Bu sekilde devletin de destegiyle psikolojik ve zamanla ekonomik ve politik bir üstünlük
saglamis kendisine.
H. Ç.: Milan Asireti´nin mutlaka kendi içinde sürtüsmesi, problemi olmustur, vardir. Disariya
karsi (geri kalan Dêsim´ê karsi) bu iç problemlerini birbirlerine karsi malzeme yapiyor muasiret?
K. A.: Asla. Disariya karsi asiret her zaman birlikte hareket etmistir. Bir vucut olmustur. Milan
asiretinin mintikasi disinda, Milanli kavgaya, tartismaya, sürtüsmeye girmez. Ama biri gelip
Milanli´nin arazisi içinde bir tasi kaldirsa, tüm Milanlilar birlik olusturarak kendilerini
savunurlar. Çünkü devletle bu konuda bir anlasmalari var. Devletin verdigi hakki kullanir.
Etrafi farkli dil ve kültürler tarafindan sarilmis. Onlara karsi kendisini (kimligini H.Ç.)
kaybetmemek için disariya karsi her zaman tek vucut davranmis. Su anda köyde birçok kisi
bibiriyle konusmuyor. Ama bir yayla için para toplama sözkonusu olunca, herkes üstüne
düseni yapiyor. Köy adina birseyler yapilacagi zaman köyün hepsi kenetleniyor. 1999´da
bizim köye yol geldiginde jandarma yüzbasisinin yaptigi bir açiklama var: Dêsim´de birbirini
karakola gidip sikayet etmeyen, gammazlamayan tek köy burasidir. Ama bu gidisle bir yil
sonra burasi da karisir demisti. Hakikatten ondan sonra bizim köy de karisti.
H. Ç.: Önceleri Zaza olan ve Zazaca konusan ancak günümüzde Kurmanci konusan Xiran ve
Hizol Asiretleriyle sizin asiret arasindak iliski nasil?
K. A.: Çevre köyler sürekli arazi yüzünden Mazgirt´e (Sancak) mahkemeye gidip gelmisler.
Elimizde mesela 4. Mehmet´in emriyle verilen belgeler var. Elimizdeki belgelerin hemen
hepsi Arapça yaziyla yazilmiis ve çogu yipranmis durumda. Bu belgeler bugünkü yaziya
çevrilirse birçok gerçek çikar ortaya. Arkadasla köye gidince (Mehmet Karer´le K. A. köye
gideceklerdi, Mehmet´i göstererek) tüm belgeleri kendisine gösterebilirim. Mahkemenin
kadilarini kendi tarafina çekebilmek için mahkemeye gidip gelirken, Mazgirt´teki ileri
gelenlerle, nüfuz sahibi olanlarla iliskiler kurulmus ve bu iliskiler hep sicak tutulmus. Çünkü
isi, köyde kavgayla degil, Mazgirt´teki mahkemede çözmek vardi.
M. K.: Bu sözünü ettigin belgeler Latin harfleriyle Türkçê´ye çevrilmis mi?
K. A.: 4. Mehmet döneminde verilen belgelerin çogu tercüme edilmis. 1938´de bu belgeler
bir daha çevrilmis. Ama Yavuz S. Selim döneminde verilen bir belge var. Bu belgeyi bazi
köylüler çerçeveleyerek evlerine asmislar. Bu belge çevrilmemis.
H. Ç.: Daha önceleri Zaza olan ve Zazaca konusan ve ancak günümüzde Kurmanci (Kirdaski)
konusan Xiran ve Hizol Asiretleriyle Milan Asireti arasindaki ticari iliskileri irdeleyebilir misin?
K. A.: Savak Kültürü bizimle birlikte Dêsim´e gelmis. Sürü sahibi olmanin verdigi kültür.
Hayvan üretimini temel alan kültür bu. Bu kültür asiret yapisina damgasini vurmus. Iç
Dêsim´de Çemisgezek Baran Bölgesi ve bizim bölge Dêsim´deki hayvan üretimini bir monopol
gibi kendi elinde tutmus. Iç Dêsim üzerinde göreceli bir ekonomik üstünlük olusturmus. Bunu
yaparken kendi arazisi, hayvanlarini otlatmaya yetmemis. Bu nedenle dag köylerinde (Iç
Dêsim) otlak ve yayla aramis. Bizim köyler 1960´tan sonra Iç Dêsim´in yaylalarina çikmaya
baslamislar. Ama Baranlar daha önceleri Erzincan ve Erzurum yaylalarini bile kullanmislar.
Ikinci bir ekonomik faktör, örnegin bizim köy eskiden pamuk ve mercimek üretiyormus.
Pamuk o dönemde bugdaydan, gilgildan (dari), arpadan daha önemliymis. Bizim oralarin
arazisi, Dêsim´in diger bölgelerine göre tarima daha elverislidir. Bugdayin yanisira pamuk,
mercimek, gilgil, arpa üretip pazara sürmüsler.
H. Ç.: Pazar nerdeymis?
K. A.: Pertek, Mazgirt, Hozat, Çemisgezek´te pazara götürmüsler.
H. Ç.: Milan Asiretinin sanat ve zanaat becerileri hakkinda neler söyleyebilirsin? Özellikle
zanaat (demircilik, karasaban yapma v.b.) yapanlar, bu isi para getiren ticari bir faktöre
dönüstürebilmisler mi?
K A.: Ben Coravan´nin anlamni arastirdim. Anlami, su kenari, suyun etrafi. Bazi kaynaklarda
su kanali kazicisinin yeri ve yurdu anlamina geliyor. Cor su kanali kazicisi, su bulan, suyu
kanallarla kazarak aktaran anlamina geliyor. Bizim köyün, çevre köylere bu zanaatini para
karsiliginda götürmesi temelinde bir ticari iliski gelistimis olmasi mümkündür. Çünkü bu
köyün adinda su kazicisi veya kanal yapicisi zanaati anlami var.
Bir de bizim köyde otlardan ilaç yapma gelenegi var. Bu ilaç yapma gelenegi 1960´lara kadar
etkin bir sekilde sürmüs. Köydeki bir aileye gelip yaralarini sardirtan, bitkisel merhem veya
ilaç temin eden birçok insanin gelip gittigi biliniyor. Otlardan ilaç yaparak gebelik, dogum
yaptirma, çiban veya yaralari iyilestirebilen kirsal tip bilimi yapilmis. Bunun da saglik
sektöründe ticari bir rol oynamis oldugunu söylememiz mümkündür.
H. Ç.: Iç Dêsim´de kisa bir süre önceye kadar özellikle katir en önemli tasima ve ulastirma
araci olarak kullaniliyordu. Ben Nazimiye, Pülümür, Ovacik, Tunceli merkez köylerinde katir
üreten bir aile tanimiyorum. Savaklilar koyunun yanisira katir da üretmisler mi? Katir ve katir
üretimi, Zazalarla Savaklilar arsinda nasil ticari bir iliski gelistirmis? Bu ticaretin Zazaca Dili ve
Kültürü üzerinde nasil bir etkisi olmus sence?
K. A.: Katir üretimi Savaklilarin (Milan) ayrilmaz bir parçasidir. Katir, bizim bölgede her ailenin
vazgeçilmez bir parçasidir. Katir üretimi biraz karmasiktir. Katirin babasi esek, anasi attir.
Bizim köylüler erkek esekle disi ati (kisrak) çiflestirerek katir üretiyorlar. 1994´te vefat eden
bir köylümüz erkek esek, beygir ve katiri igdis ediyordu. Ondan sonra bu isi yapan çapli bir
usta kalmadi.
H. Ç.: Pekiy, Biz alevi Zazalar, Dêsim´de katiri hep Savaklilardan satin almisiz. diyebilir
miyiz?
K. A.: Diyebiliriz. Bizde at da var. Ama katirsiz bir yasam mümkün degildir. Olabilir ki, katir
bizimle birlikte Dêsim´e gelmis ve burada yayilmistir.
H. Ç.: Koyun ticareti, peynir ve yün ticareti hakkinda neler söyleyebilirsin?
K. A.: Biz Tunceli´nin birçok yaylasina gittik. Gittigimiz bölgelerde çok az koyun vardi. Geçen
sene ki sayima göre sadece bizim köyde 10.000 koyun vardi.
H. Ç.: Yani biz (Alevi Zaza) sizin bölgeden koyun ve dolayisiyla peynir ve yün de satin almisiz
diyebiliriz. Öyle mi?
K. A.: Evet öyle. Koyun da bizim yasamimizin, kültürümüzün ayrilmaz bir parçasidir. Iç Dêsim
hem koyun, hem de peynir ve diger ürünleri bizden satin almistir.
H. Ç.: Katir, koyun, peynir, yün, tahil, ilaç, zanaat ticareti esnasinda, Milanlilar (Savaklilar)
Kurmanci konusmustur. Bomosurlular (Seymomudu), Xiran ve Hizol köyleri zamanla Iç
Dêsim´le Savaklilar arasinda araci olmaya da baslamis. Bu sekilde Kurmanci, bölgede ticaret
dili olmus diyebilir miyiz? Örnegin eskiden Zazaca konusup, ama günümüzde Kurmanci
konusan bazi Bomosurlu, Xiran, Hizol Alevileri var. Bunlarin Zazaca´yi terkederek Kurmanci
konusmalari, yani dil bakimindan asimile olmalari bu ticaret sonucu olmus diyebilir miyiz?
K. A.: Kesinlikle. Yalniz ticaret degil. Dede talip iliskisi ve ibadet de önemli bir rol oynamistir.
98
Responses: